Yağları Tanıyalım

Bildiğiniz gibi yapılışlarına göre dört tip bitkisel kaynaklı yağ vardır. Bu yazımızda kısaca bu yağları en basit, en akıldı kalıcı biçimde anlatmaya gayret edeceğim.

Giriş

Merakınızı takdir ederek başlamalıyım. Çünkü, binlerce yıldır hastalıklara şifa arayan hekimlerin ve eczacıların; ayinlerine ruhani hava katan şamanların; astral seyahatlerini hızlandıran spiritüalistlerin; insanların ve mekânların daha güzel kokmasını sağlayan parfümörlerin; göremedikleri bileşenleri arayan simyacıların tutkusu neyse sizin de yağlara olan tutkunuz aynı.

Bu takdir edilesi tutku ne kadar gizemli ve çekiciyse bir o kadar da zor ve karmaşıktır. Zorluğu çok fazla başlık olmasıdır. Karmaşıklığı ise yağları birbirine karıştırmanın milyarlarca kombinasyonu ve her kombinasyonda farklı sonuçlarının olmasından kaynaklanmasıdır. Küçük bir ayrıntı 🙂

Burnunuza ve koku hafızanıza biraz zaman verirseniz bu zorluğu kolayca aşabileceksiniz. Bilgiye aşıksanız yağların verdiği şifayı yaşam dengenizi kurmakta kullanabileceksiniz.  Eğer hala buradaysan şu 4 tip yağın nasıl elde edildiğine bir gözatalım:

1- Uçucu yağlar
2- Sabit Yağlar
3- İnfüzyon yağlar
4- Karışım Yağlar

1- Uçucu Yağlar

Uçucu yağlar, bitkilerin karakteristik kokularını taşırlar ve çeşitli endüstrilerde binlerce yıldır kullanılmaktadır. Eski medeniyetler, bitkilerin özlerini ve yağlarını tıbbi, kozmetik ve dini amaçlar için kullanmışlardır. Örnek vermek gerekirse Eski Mısırlılar, bitki özlerini ve yağlarını mumyalama işlemlerinde ve parfüm yapımında kullanmışlardır. Ayrıca, Türkler, Uzak doğulular, Araplar, Hintliler, Yunanlılar ve Romalılar da bitki özlerini terapötik amaçlarla kullanmışlardır.

Ortaçağ Avrupa’sında ise uçucu yağlar, tıbbi tedavilerde önemli bir rol oynamıştır. Bitki bazlı ilaçlar, özellikle manastırlarda ve manastır bahçelerinde yetiştirilen bitkilerin özlerinden elde edilmekteydi. Aynı dönemde, parfüm ve koku maddesi olarak da kullanılmışlardır.

Uçucu yağların modern kullanımı, 20. yüzyılın başlarında bilimsel araştırmaların ilerlemesiyle birlikte artmıştır. Uçucu yağlar, aromaterapi adı verilen bir tedavi yönteminin temelini oluşturmuştur. Aromaterapi, uçucu yağların vücut, zihin ve duygusal sağlık üzerindeki etkilerini kullanarak iyileşmeyi teşvik etmeyi amaçlar. Uçucu yağlar ayrıca kozmetik ürünlerde, temizlik ürünlerinde, gıdalarda ve içeceklerde kullanılmaktadır.

Günümüzde uçucu yağlar, alternatif tıp, spa ve güzellik endüstrilerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Birçok insan, stresi azaltmak, uykuyu iyileştirmek, enerjiyi artırmak ve birçok sağlık sorununu tedavi etmek için kullanılmaktadır.

2- Sabit Yağlar

Soğuk sıkım yağlar olarak da adlandırılmaktadır. En bilinenleri zeytinyağı, ayçiçek yağı, kanola yağı, mısır yağı ve benzerleridir. Unutmayalım ki en eski bitkisel yağ tipidir. MÖ. 4000 yıl öncesine kadar uzanan tarihiyle soğuk sıkım yağlar insanoğlunun vaz geçilmez dietinin parçasıdır.

Genel olarak bitki meyvelerinden (zeytin gibi) ve tohumlarından (çörekotu gibi) elde edilir. Günümüzde yüzlerce farklı bileşeni ihtiva eden soğuk sıkım sabit yağlar bulunmaktadır.

3- İnfüzyon Yağlar

Maseratlar ya da demleme yağlar şeklinde de adlandırılmaktadır. Bir çok şifalı bitkinin seçilen bir baz yağ içerisinde bekletilmesi/demlenmesi marifetiyle elde edilir. Örnek vermek gerekirse, en bilinen infüze yağ Sarı Kantaron Çiçeği yağıdır. Genellikle zeytinyağı baz olarak kullanılır.

Tercih edilen bitkiler genellikle yağ açısından fakirdirler. Yine de özlerini almak istememizin nedeni ise onların benzersiz bileşenlere sahip olasındandır.

4- Karışım Yağlar

Geldik en önemli konuya. Çünkü yağları gelişigüzel olmayan bir disiplinle birbirine karıştırdığımızda şifaya veya güzel kokuya ulaşmanın mümkün olduğunu kadim bilgi ve modern bilim bizlere söyüyor.

Kombinasyonlar çok çeşitlidir. Bahsi geçen yağlar kendi aralarında veya hep beraber, önceden belirlenmiş kaidelerle ve oranlarla karıştırılarak yeni bir kombinasyon ortaya çıkarılabilir.

Amaç şifalı bir yağ karışımı veya güzel bir koku elde etmek olabilir. Karışım yağlar hali hazırda var olan yağlarla elde edilmiş olsa da artık yeni tat,koku ve dokuya sahip olduğu için 4. tip yağ olarak kabul edilebilir.

Görüşünüz nedir?

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir